YEMEK BORUSU KANSERLERİ

Yemek borusu kanserleri gelişmemiş ülkelerde, erkeklerde 4. sırada görülen bir kanser türüdür. Esas olarak iki tipi vardır; 1) Yassı epitel hücreli kanser, 2) Adenokanser. Gelişmemiş ülkelerde daha çok yassı epitel hücreli kanser, A.B.D. ve Avrupa Birliği gibi gelişmiş ülkelerde ise daha çok adenokanser görülmektedir. Adenokanser daha çok yemek borusunun mideye bağlandığı alt ucunda görülmektedir.

Risk Faktörleri:

Belli başlı risk faktörleri şunlardır;

  • Sigara,
  • Fazla miktarda alkol tüketimi (her gün, günde 2 kadehten fazla),
  • Yemek borusunun alt ucunda, daha çok uzun süren reflü hastalığına bağlı olarak ortaya çıkan yapı değişikliği (Barrett özofagusu),
  • Yemek borusunu tahriş eden aşırı sıcak içecekler,
  • Uzun süren demir eksikliği kansızlığı,
  • İleri yaş,
  • Erkeklerde daha sık görülmektedir.

Belirti ve Bulgular:

En sık görülen belirti ağrılı yutma güçlüğü ve kilo kaybıdır. Göğüste, orta hatta yanma hissi ve sindirim bozuklukları da görülebilir.

Evreleri (Aşamaları):

Erken evre hastalıkta tümör sadece yemek borusundadır. Lenf düğümlerine sıçrayan hastalık daha sonra diğer organlara yayılabilir.

Tanı Nasıl Konur, Hangi Tetkikler Yapılır?

Hastaya Baryumlu bir sıvı içirilerek yemek borusunun röntgen filmi alınır; darlığın yeri ve derecesi saptanır. Kesin tanı özofagoskopi ve biyopsi ile konur. Endoskopi işlemi sırasında ultrason yapabilen cihazlarla (EUS) tümörün derinliği saptanabilmektedir. Ayrıca hastalığın yaygınlığını belirlemek için göğüs ve karın bölgelerinin bilgisayarlı tomografi veya MR görüntülemesi alınır. Evrelemede PET’in yeri giderek önem kazanmaktadır.

Tedavisi:

Erken evre hastalığın tedavisi cerrahidir; tümörlü yemek borusu ameliyatla çıkarılarak sağlam kısım mideye bağlanır. Yeterli sağlam kısım yoksa bağırsaktan yemek borusu oluşturulabilir. Lenf düğümlerine sıçramış hastalıkta öncelikle radyoterapi ve kemoterapi birlikte uygulanarak tümör küçültülür, kalan kitle ameliyatla çıkartılır. Tümör bazen kemoradyoterapi ile tamamen silinir, ameliyata gerek kalmaz. Hastalığın tekrarlama riski yüksektir, yakından izlenmelidir. Yeni ilaçlar araştırılmaktadır. Ameliyat şansı olmayan veya nükseden, yemek borusunu tümüyle tıkayan tümörlerde, yemek borusu içine stent denilen, genişleyebilen bir tüp yerleştirilerek yutma sağlanır. Bu amaçla lazer de uygulanabilir.

MİDE KANSERİ

Mide kanseri, 2012 istatistik verilerine göre tüm dünyada erkeklerde akciğer, prostat ve kolorektal kanserden sonra dördüncü, kadınlarda ise 6. sırada görülen bir kanser türüdür. Gelişmiş ülkelerde büyük ölçüde kontrol altına alınmış olup halen gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerin bir sağlık sorunu olmaya devam etmektedir. Coğrafi ve etnik dağılımı da çok farklıdır; en çok doğu Asya (Japonya, Kore ve Çin), doğu Avrupa ve Güney Amerika ülkelerinde görülmektedir.

İki Farklı Tip Kanser:

Günümüzde mide kanserinin yerleşim yerine göre iki farklı tipi olduğu kabul edilmektedir;

  1. Proksimal kanser: Midenin yemek borusuna komşu olduğu bölgeden gelişen kanserler. Bunların reflü hastalığı, obezite, alkol ve sigara ile yakın ilişkisi vardır ve gelişmiş ülkelerde en sık bu tip görülür. Bu tip, erkeklerde ve gençlerde daha fazladır.
  2. Distal kanser: Midenin on iki parmak bağırsağına komşu alt kısmından çıkan kanserler. Esas olarak  Helicobacter pylori  enfeksiyonu ve gastrit ile ilişkili olan ve gelişmemiş ülkelerde görülen kanserlerdir. Bu tip daha çok ileri yaşta görülür.

Risk Faktörü Olarak Beslenme Tarzı:

Tuz ve tuzlu yiyecekler, tuzlanarak korunan gıdalar (salamura v.b.) mide kanseri için risk taşımaktadır. Katkı maddesi olarak nitrat ve nitrit içeren gıdalar aynı şekilde sakıncalıdır. Tarımda nitratlı gübrelerin aşırı kullanılmamasına özen gösterilmelidir. Yeşil yapraklı sebzeler ve C vitamininden zengin meyveler koruyucu etki göstermektedir.

Belirti ve Bulgular:

Erken dönemlerde sindirim bozukluğu, midede şişkinlik ve gaz yakınması görülebilir. Daha sonra bunlara iştahsızlık, halsizlik, bulantı, kusma ve mide bölgesinde ağrılar eşlik edebilir. Nedeni açıklanamayan kilo kayıplarında mide mutlaka incelenmelidir. İleri evre vakalarda sarılık ve karında sıvı toplanması ortaya çıkabilir.

Tanı Nasıl Konur, Hangi Tetkikler Yapılır?

Baryumlu mide grafisi tümörü gösterebilir, ancak kesin tanı endoskopi (gastroskopi) ve biyopsi ile konur. Evreleme için bilgisayarlı tomografi v.b. görüntüleme tetkikleri yapılır. Laboratuar incelemelerinde kansızlık görülen bir hastada dışkıda gizli kan tetkiki bazen ilk uyarıcı bulgu olabilir.

Tedavisi:

Erken evrede kesin tedavisi ameliyattır. Midenin tümü ya da bir kısmı, komşu lenf düğümleri ile birlikte çıkarılır. Ameliyatın, bu konuda deneyimli merkezlerde yapılması esastır. Ameliyat sonrası koruyucu olarak operasyon bölgesine radyoterapi verilirken aynı zamanda sistemik kemoterapi uygulanır (kemo-radyoterapi). Sadece kemoterapi de ek tedavi seçeneklerinden birisidir ve ameliyat öncesi başlanıp ameliyattan sonra bir süre daha devam edilir. Ameliyat yapılamayan vakalara gıda geçişini sağlamak için mideye stent tatbik edilebilir. Başta karaciğer olmak üzere diğer organlara yayılmış vakalarda semptomları gidermek için kemoterapi, kanama kontrolü için radyoterapi yapılabilir. Son yıllarda yaygın hastalıkta immünoterapi çalışmaları ve hedefe yönelik ilaçlar ümit verici sonuçlar vermeye başlamıştır.